Kalp Hastalıkları

Hipertansiyon

Hipertansiyon ya da tansiyon yüksekliği nedir?

Tansiyon ya da kan basıncı, kalbin kanı pompalarken damar duvarında oluşturduğu basınçtır ve mm cıva (Hg) olarak ifade edilir. Bu basıncın istenilen değerlerin üzerinde olması durumu ise hipertansiyon olarak tanımlanır.

Kan basıncı sistolik (halk arasında büyük tansiyon) ya da kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınç ve diyastolik (halk arasında küçük tansiyon) ya da kalbin kan pompalamaya ara verdiği dönemdeki basınç olarak iki farklı değerden oluşur. Normal kan basıncı değerleri sırasıyla sistolik için en çok 120 mmHg, diyastolik için ise en çok 80 mmHg olmalıdır, bu değerler normal kan basıncı değerleridir. Tansiyon ölçümleri bu değerlerin üzerindeyse tedavinin gerekli olup olmadığını belirlemek üzere doktor kontolüne başvurmak uygun olacaktır.

Hipertansiyon sık görülen bir hastalık mıdır?

Evet, Türkiye’de 28 yaşın üzerindeki erişkin erkeklerin %49’unda, erişkin kadınların %56’sında kan basıncı yüksekliği vardır. Bir başka deyişle ülkemizde yaklaşık 16.3 milyon insanın hipertansiyonlu olduğu söylenebilir. Bu nedenle toplumun her yaş grubundan bireyler yılda en az bir kez tansiyonlarını kontrol ettirmelidir.

Hipertansiyonun ne gibi zararları vardır?

Hipertansiyon beyin kanaması ve felç, kalp yetersizliği ve kalp krizi, böbrek yetersizliği, görme kaybı gibi hastalıklara neden olabilir. Kan basıncı değerleri normal sınırlarda tutulan hipertansiyon hastalarında bu hastalıkların oluşması önlenebilir.

Hipertansiyon tedavi edilebilir mi?

Evet edilebilir. Ancak hipertansiyon tedavisi ömür boyudur, tedavide kullanılan ilaçlarla kan basıncı normal sınırlara düşer, ancak tedavi kesilirse kan basıncı yine eski değerlerine ulaşacaktır. Bu nedenle tedaviye ara verilmemeli, en az yılda bir kez doktora kontrole gidilmelidir.

Bazı özel durumlarda hipertansiyon bir böbrek hastalığına veya hormon artışına bağlı olabilir. Bu durumlarda böbrek hastalığının veya hormonal bozukluğun tedavisi ile kan basıncı düzelebilir veya daha az sayıda ilaçla daha rahat kontrol edilebilir hale gelebilir.

Hipertansiyonda kullanılan ilaçlar alışkanlık yapar mı?

Hayır yapmaz; damar elastikiyeti nedeniyle kan basıncı kontrolü için alınan ilaç sayısı ya da dozu az gelebilir, bu durumda yeni ilaç eklenmesi veya kullanılan ilacın dozunun arttırılması gerekebilir.

Bir yakınımda hipertansiyon var, benim kullandığım ilacı ona da verebilir miyim?

Hayır, kesinlikle böyle bir davranışta bulunmayınız, bulunanları da uyarınız. Sizin için uygun olan bir ilaç bir başkası için zararlı olabilir, bu nedenle yakınınızın bir doktora başvurmasını öneriniz.

Kan basıncımı kendim ölçebilir miyim?

Evet ölçebilirsiniz; ancak kan basıncının nasıl ölçüleceği konusunda yeterli bilgiyi bir doktor veya eğitim programından öğrenmeye çalışınız. Bilek ve koldan kan basıncı ölçen elektronik aletler de kullanılabilir; ancak bu aletlerin güvenilirliğini anlamak amacı ile civalı bir tansiyon aleti ile alınan değerlerle karşılaştırmasının yapılması uygun olur. Ayrıca bilekten ölçen cihazların, kabaca fikir vermekle birlikte, güvenilirlikleri sınırlıdır. En doğru sonuç veren aletler civalı ölçüm cihazlarıdır.

Kan basıncımı ölçerken nelere dikkat etmeliyim?

Kan basıncı ölçülmeden önce en az 5 dakika dinlenmelisiniz. Son yarım saat içinde kahve, kola gibi kafeinli içecekler veya sigara içmemiş olmalısınız. Tansiyon aletiniz kolunuzun çevresini ve boyunu yeterli olarak sarmalıdır, dinleme cihazını (stetoskop) tansiyon aletinin manşonu altına sokmamalısınız.

Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar böbrek ve karaciğer bozukluğu yapar mı, cinsel fonksiyonları etkiler mi?

Her ilacın kendine özgü yan etkileri olabilir. Kullandığınız ilaçların yan etkileri konusunda doktorunuza danışınız, ancak genel olarak söylemek gerekirse, tedaviden elde edilecek yarar ilacın olası zararından çok daha fazladır. Bu nedenle hipertansiyon tedavisi için verilen ilaçlar düzenli olarak kullanılmalıdır.

Koroner Arter Hastalığı

Koroner arter hastalığı kalp kaslarını besleyen atardamarların damar sertliği (ateroskleroz) nedeniyle daralması ve / veya tıkanması sonucu ortaya çıkar. Koroner kalp hastalığı, koroner yetmezlik ve koroner kalp hastalığı deyimleri de koroner arter hastalığı yerine kullanılan benzer terimlerdir. Koroner arter hastalığı erişkinlerde en çok ölüme neden olan hastalıklar arasında birinci sıradadır.

Koroner arterler nedir ?

Kalbimiz bir pompa gibi kasılıp gevşeyerek vücudumuzda kan dolaşımını sağlar; bu faaliyet için önemli miktarda enerji gerekir. Kalbimiz bu enerjiyi bazı besin maddelerini oksijen varlığında yakarak sağlar. Kalp kasına oksijenden ve besin maddelerinden zengin “temiz”   kanı getiren yani kalp kasını besleyen damarlara “koroner damar (koroner arter)” adı verilir. Koroner damarlar bir çeşit atardamardır (arter) ve sol kulakçıktan çıkan ana damarın (aorta) dallarıdır (bu metinde aksi belirtilmedikçe, damar sözcüğü atardamar anlamında kullanılmaktadır).

Ateroskleroz / Damar sertliği nedir ?

Ateroskleroz (damar sertliği) vücut atardamarlarında görülen bir hastalıktır ve çağımızda çok yaygındır. Ateroskleroz en sık olarak kalp atardamarlarında gelişmekle birlikte beyni, böbreği, gözleri veya bacak kaslarını besleyen atardamarlarda da çok sık görülür. Ateroskleroz atardamarlarda aterom plağı gelişmesi ve damar çeperinin daralması halidir. Ateroskleroz sonucu koroner damarlardaki daralmaya veya tıkanmaya bağlı olarak kalp kasına gereken miktarda kan ulaşamaz. Bu durumda kalp kasının gereksinim duyduğu oksijen ve dolayısıyla enerji karşılanamayacağı için kalp kası işlevini yerine getirmez; hasar görür  ve bu hasara bağlı ciddi belirtiler ve hastalıklar ortaya çıkar.  Sonuçta etkilenen organa göre kalp krizi (enfarktüs), felç, böbrek yetmezliği veya görme kaybı gibi ciddi hastalıklar ortaya çıkabilir.

Koroner arter hastalığı en sık kimlerde olur ?

Damar sertliği ve buna bağlı koroner kalp hastalığı belirli durumların varlığı halinde daha sık gelişir. Damar sertliğinin gelişme olasılığını artıran yani damar sertliğini davet eden bu durumlara  “risk faktörleri”  denir. Risk faktörlerinin bir kısmı kişinin genetik yapısından, ailesinden kaynaklanır; bu nedenle pratik olarak “değiştirilemeyen risk faktörleri”  adıyla anılır. Bazı risk faktörleri ise, düzeltilebilir, önlenebilir / iyileştirilebilir durumlardır; bunlara  “değiştirilebilen risk faktörleri” denir.

Kişinin taşıdığı risk faktörlerinin sayısı arttıkça haliyle kalp hastalığı riski de o kadar artmaktadır. Bu nedenle “düzeltilebilen”  risk faktörlerinin farkına varılması ve önlenmesi / tedavi edilmesi kalp hastalığından korunmada en önemli yoldur. Sigaranın bırakılması, hipertansiyonun ve kolesterol yüksekliğinin tedavi edilmesi ve düzenli spor yapılması ile kalp hastalığı riskinin ve kalp hastalığından ölümlerin ciddi oranda azaltılabileceği kanıtlanmıştır.

Koroner arter hastalığının seyri nasıldır ?

Koroner kalp hastalığı yıllarca hiçbir belirti vermeden sessiz seyredebilir. Bunun dışında esas olarak üç şekilde kendini gösterebilir:

  1. Koroner arterlerde uzun sürede gelişen daralmaların yol açtığı kronik hastalık hali.
  2. Koroner arterlerde ani bir tıkanma sonucu kalp kası hasarına / kas ölümüne neden olan kalp krizi.
  3. Ani ölüm veya yaşamsal ritim bozuklukları.

Dikkat: Kalp krizi ve ani ölüm, daha önce kronik yakınmaları ve dolayısıyla koroner hastalık tanısı veya şüphesi olan kişilerde sonradan ortaya çıkabileceği gibi, daha önce hiç bir yakınması olmayan ve ‘sağlıklı’ bilinen kişilerde hastalığın ilk ve talihsiz bir işareti olabilir.

1. Koroner arterlerde uzun sürede ve yavaş gelişen daralma hali

Günlük yaşamda herhangi bir hareketle, fiziksel iş, spor sırasında veya ruhsal stres halinde kalbimizin işyükü artar; kalbimiz daha hızlı ve daha kuvvetli kasılmaya başlar. Bu artmış işyükü daha fazla oksijen ve besin maddesinin arterler yoluyla kalp kasına taşınmasıyla karşılanır. Bunun için normal koroner arterler genişler ve kalp kasına daha fazla kan taşınır. Ancak damar sertliği (ateroskleroz) nedeniyle daralan arterlerde kan akımında daha fazla artış sağlanamaz. Artmış gereksinim (hareket, iş, spor, stres vb) sırasında kalp kasının oksijensiz kalması halinde, tıp dilinde “angina pektoris” ismi verilen göğüs ağrısı ortaya çıkar.

Angina pektoris nedir ?

Koroner arterlerdeki daralma sonucu kalbin yeterli oksijen alamadığı anlarda hissedilen göğüs ağrısına tıp dilinde  “angina pektoris” denir. Bu ağrı hastalar tarafından “göğüste sıkışma”, “yanma” veya “baskı-basınç” hissi olarak tarif edilir. Angina çoğunlukla kalbin oksijen ihtiyacının arttığı yürüme, yokuş-merdiven çıkma, egzersiz veya duygusal stres sırasında görülür.

2. Kalp krizi, koroner damarda ani tıkanma sonucu gelişen enfarktüs hali

Kalp krizi kalbi besleyen atardamarların veya dallarının ani tıkanması sonucu o bölgedeki kalp kasının canlılığını yitirmesi halidir.

Kalp krizi nasıl gelişir?

Koroner arterler çok büyük çoğunlukla damar sertliği (ateroskleroz) sonucunda damar içinde oluşan veya çok seyrek olarak başka yerlerden kopup gelen pıhtılarla aniden tıkanabilirler. Pıhtı ateroskleroz plağı üzerinde kanama veya ülserleşmeye bağlı olarak gelişir. Kandaki pıhtılaşma hücreleri plağın üzerindeki ülserli alanda veya kanamanın olduğu yerde toplanıp birikerek burada bir tıkaç oluşturur. Atardamar tıkandığında pıhtının ilerisindeki damar ağına ve o damarların beslediği kalp kasına (miyokard) oksijenden zengin kan ulaştırılamaz. Bu pıhtı tıkacı vücudun pıhtı eritici sistemi tarafından zamanında eritilemez veya gereken tedavi yapılamazsa damarın beslediği yerdeki kalp kası birkaç saat içinde canlılığını yitirir. Bu duruma kalp krizi (infarktüs; miyokard infarktüsü) ismi verilir.

Tıkanan damarın büyüklüğü ve tıkanmanın yerine göre kalp kasındaki hasarın derecesi farklılık gösterir; büyük bir damar hemen başından tıkanırsa haliyle daha geniş bir kas kütlesi canlılığını yitirir; ve kalpteki hasar da buna bağlı olarak daha fazla olur.

Kalp krizinin belirtileri nelerdir ?

Kalp krizinin belirtisi sıklıkla yukarıda tanımlanan angina niteliğinde bir ağrıdır. Ağrı, niteliği ve vücuttaki yeri itibarıyla anginaya benzer; ancak daha şiddetlidir ve daha uzun sürer. Eforla ilişkisi yoktur; istirahat halinde de başlayabilir. Eforla gelen kronik angina ağrısı genellikle dinlenmekle veya nitrat tabletleri veya spreyi almakla geçerken, infarktüse bağlı angina ağrısı çok daha şiddetlidir ve dinlenmekle veya söz konusu ilaçları almakla fazla hafiflemez; geçmez. Beraberinde terleme, bulantı, bazen kusma olabilir.

Ancak kalp krizi bu ağrı dışında başka şekillerde işaret verebilir. Göğüste veya karında sıkıntı, dolgunluk veya baskı hissi gibi yakınmalar kalp krizi işareti olabilir. Hatta bazen hazımsızlığa benzeyen yakınmalara neden olabilir. Bazı seyrek hallerde, kalp krizi felç benzeri bir tabloya da yol açabilir.

Hiç de az olmayarak kalp krizi herhangi önemli bir belirti vermeden gelişebilir. Kalp krizi geçirmiş olduğu bilinen hastaların yaklaşık yarısı bu durumdan haberdar olmayabilir. Bu hastaların bazılarında gerçekten herhangi bir yakınma olmamış, bazılarında da müphem bazı yakınmalar hastalar tarafından fark edilmemiş olabilir.

3. Koroner arter hastalığına bağlı ani ölüm ve bazı ciddi ritim bozuklukları hali

Koroner arter hastalığı olan kişilerde ani ölüm riski nispeten daha yüksektir. Ani ölüm bazen hastalığın ilk işareti olabilir; bazen de önceden hastalığı bilinen veya kalp krizi geçiren kişilerde olabilir. Ani ölüm, çok büyük oranda ani ritim bozukluklarına bağlıdır. Bu ritimler kalbin karıncıklarından kaynaklanan ve “ventriküler taşikardi” veya “ventriküler fibrilasyon" adı verilen, çok hızlı ritimlerdir. Çok yüksek hız ve verimsiz kas titreşimleri nedeniyle kalp kan pompalama görevini etkin bir şekilde yapamaz ve vücutta kan dolaşımı pratik olarak hemen durur. Kendiliğinden sonlanmaz veya bir kaç dakika içinde müdahale edilmezse kişi yaşamını kaybeder.

@2019 Tüm hakları saklıdır. www.haliltolgakocum.com.tr